Aşkın Gözyaşları HZ. MEVLANA / Sinan Yağmur
” Uzun yollardan geldim, sana geldim. Yoruldum, duruldum bir nehir bunca sene yatağını mı arar? Aradım. Aktım. Kimzesizim. Yalnızlığımda seni biriktirmişim meğerse. Alnım kırıştı. Her kırışıkta aradığımı sakladım, görmesin yaban gözler diye. Yabancı değilim. Kimsesizim ey Bahaddin’in oğlu. Aç sadrını, sana geldim. Beklediğin bendim. Aradığım sendin. Ben Şems’inim. ”
Diye girdi hayatına Mevlana’nın.. Bir nehir çağladı çok uzaklardan, bir güneş doğdu doğudan ve bir gül açtı tomurcuğundan. Böyle girdi ruhuna Mevlana’nın. O Şems’ti, aşktı, güneşti, ateşti.. Mevlana onunla aydınlanacak, onunla yanacaktı. Yandı.. Yandı.. Yandı..
” Suskunluğum ateşleri içmekti, içtim.
Yalnızlığım boynuma çöken hükümsüzlüktü, hükümsüzüm.
Hafızamdaki bütün alfabeleri döktüm, alfabesizim. ”
‘‘ Benim gurbetimin adı ne Şems? Halime bir isim koy. Yalnız mıyım? Hasta mıyım? Garip miyim? Ben nerdeyim? Ben neyim Şems? Harf bir manadır, manası kendindedir. Benim harflerimi hangi rüzgarda savurdular Şems? Nefsine mağlup olmayan aşkta galip olur mu demiştin ya, şimdi sen söyle: Mağlup muyum, mağdur mu? ”
” Aşkın hikayesini, durmaksızın feryad eden bülbüle değil; sessiz sedasız can veren pervanelere sor. Dokunsam hangi buluta ateş akıyor. Nereden bilebilirdim! Sır dolu kırık ayna ateşle sınanmazmış… ”
” Canımın canı… Gel… Beklediğim yolları kısalt da çabucak gel… Bakma arkanda bıraktığın ekmek kırıntılarına… Gel… Kaybetmeyeceksin bülbüller yese bile izlerini… Gel… Ne kadar çabuk gelirsen, o kadar çoğalarak gel… Ama kör ama dilsiz kalsan ama bitsen ama… ”
” Daimi arayışlar, keder buharıyla bulandırıyordu aynayı ve berraklığı üzüntü tozuyla yitirilmekteydi. Cilalanmazsa bir ayna güzelliği nasıl gösterebilsindi ki…? ”
” Yanı başındaki toprak kokusu içine içine işler gülün. Gül benim. Gül, sevdasızlığa mahkum olmuş gonca, sevda güle meftun olsa da sadece sevgili, maşuk. Gül sevdaya, sevda da güle vurgun. ”
” Yüreğimden sana doğru koşan ırmaklar var. Dindiremediğim gözyaşlarım var akıp duran. Hasret mektupları yolluyorum gönülden. Senin saçlarında parlayan yıldızların peşindeyim.
Perendem…
Ah Perendem… ”
Mevlana ve Şems… Uğurlarında varın yok ile karışacağı, ilahi aşk yolundaki iki ruhdaş, iki sevgili, aşık ile maşuk. Benim onları anlatmaya yetecek bir kelimem yok. Benliğimi izlerini takip edeyim derken kaybettim. Benim onları anlatmaya yetecek bir benliğim yok. Belki bir damla gözyaşı.. Yana yana semaya eren, bir damla.. Suskunluğu, yitikliği, eksikliği anlatmaya yetecek bir damla..
Aksa..
Aksa da size anlatsa..
Doğumundan, ölümüne Mevlana’ya varabilmeniz,
aşk ile kavuşabilmeniz dileklerimle..
Kitap : Aşkın Gözyaşları HZ. MEVLANA
Yazar : Sinan Yağmur
Yayın : Karatay Akademi Yayınları

.gif)

“Ey gönülüm tabibi, talibim sana: senden uzak olmanın acısı ile gönlüm Hz. Eyüp gibi hastadır.Bende ne gezer Eyüp sabrı?Gel, yeter ki gel Yakub’a Yusuf gibi gel.Gönlümün perdelerini yırt gözümü aç,gözlerini tekrar bahşet gözlerime.Gözlerin kudret huzmesi,gözlerin mirac sürmesi,gözlein kevser çeşmesi,gelsin artık ciğerimi püryan eden gözlerin.Aşk illetine müptelayım,ayrılığın esiri olmuşum.Bu yüzden şaşkın,bu yüzden ne yapacağımı bilmez haldeyim” kitabın en güzel cümllerinden biri ve kitaptaki aşk(Rabbani Aşkı) özetler durumda.Kitapla ilgili hem farklı kaynak isteyenler hemde detaylı inceleme istyenler içn: http://www.yorumhane.org/2013/01/sinan-yagmur-askn-gozyaslar-2-hz-mevlana.html