Aşkın Sanal Halleri – Canan Tan
Ne biliyorduk birbirimiz hakkında? Yaşadığımız yer, öğrenim durumumuz, ne iş yaptığımız… Gerisi incir çekirdeğini doldurmayacak ayrıntılardı. Yaşlarımızı bile bilmiyorduk henüz.
Sanal alem.
Ya da artık tamamen içerisinde yaşadığımız o garip dünya.
Yaşadığımız şu dönem içerisinde sanal bir hikayesi olmayan insan çok nadirdir sanırım. Sohbet sitelerinde başlayan dostluklar, bulunan ilkokul arkadaşları, paylaşım ağlarında gelişen ilişkiler, bir dürtmeyle ya da belki bir tweet ile başlayan aşklar.. Örneklerini yaşamıyor değiliz. Normal şartlarda karşılaşma imkanımızın mümkünatı olmayan insanlarla, bir ileti üzerinden aylar belki yıllar süren ilişkiler yetiştiriyoruz her gün. Kimileri buna asosyal insanların sosyal dünyası diyor, kimi yalnızlıkların paylaşım alanı, kimi hayatın olmazsa olmazı. Ama Türkiye’de 30 milyon internet kullanıcısı olduğu göz önüne alınacak olursa bu 30 milyonun hepsi mi asosyal ve yalnız? diye bir soru da gelmiyor değil akıllara. Neyse konuyu saptırmadan Canan Tan’a getiriyorum. Tan bu sosyal dünyanın, duygusal alanını konu almış kitabına. İnternet üzerinden yaşanan aşklar, hayal kırıklıkları, internet yalanları, bunların sebep olduğu olaylar ya da yaşanan mutlu sonlar. 7 hikaye ve 1 mektuptan oluşuyor kitap.
-spoiler içerir-
Daha bir kaç gün önce toprağa verilen kocasının, sağken yaşadığı internet aşkıyla tanışan,yani internet üzerinden aldatılan bir kadının hikayesiyle başlıyor kitap.
Ardından ünlü bir senaristin, mutlu bir evliliği olmasına rağmen kendinden en az 10 yaş küçük bir adama internet üzerinden kendini kaptırmasıyla devam ediyor.
Birbirinin yüzünü 3yıl boyunca görmeden yaşanan saplantılı bir internet arkadaşlığına da tanık oluyorsunuz. Tabi sonrasında 20li yaşlarda sandığı Merve isimli kızın aslında 50li yaşlarda bir teyze olduğunu öğrenmesiyle son buluyor arkadaşlık. Beni en çok eğlendiren hikaye de bu oldu. İnternetin yalancı yüzüne güzel bir örnekti.
Sonrasında biraz güzelleşiyor hikayeler, toplu bir mail üzerine başlayan, aylar süren mailleşmeler sonucu gelişen ve evliliğe giden bir arkadaşlık.
Kendini karşısındakine erkek olarak tanıtan bir kadının, karşısındaki kadına farkında olmadan yaşattığı müthiş değişim.
İnternetle hiç ilgisi olmayan bir başka kadının arkadaşının ısrarıyla üye olduğu bir sitede, hayatında istese karşılaşamayacağı bir adamla karşılaşıp örnek bir evlilik yaşaması ve gelişen olaylar.
Ve son olarak da yazarın doğmamış torununa yazdığı evladım bunlar sana örnek olsun temalı mektup.
-spoiler içerir-
Hepsi çok basit gibi görünen ama aslında hemen herkesin yaşadığı ya da yaşayabileceği türden örnekler. Güzel olan kısmı kitabın sonuna doğru farkında olmadan sorgulamaya başlıyorsunuz. Aşkın sanalı, gerçeği var mıdır? Aşık olmak isteyen insan zaman,mekan ya da alan tanır mı? Kaç kelimeye bakar aşk? Kaç göz göze gelime? Yan yana olmaktan mı geçer yoksa hiç görmeden de hissedebilmekten mi? Gönderilen bir şarkı da kalbinizi yerinden etmeye yetmez mi bazen ya da okuduğunuz tek bir dize şiir..?
Bir de işin sanal olmayan kısmına bakınca, yüz yüze diz dize yaşadığımız şeylerin kaçı aşk? Yıllarca birlikte yaşanılan ilişkiler bizi en çok yaralayanlar değil mi? Sanal alem yalan alem denilen yalanların hangi biri gerçekte de yüzümüze söylenmiyor ki? Bir insanı kara kaşına kara gözüne bakmadan, önce ruhuyla sevebilmeyi öğrenmenin yoludur belki sanal dünya.. Ya da değildir. Uçları tartışmaya açık bir çok konu..
Canan Tan da örneklerini vermiş ve gerisi size kalmış der gibi bırakmış kitabını.
Ne olmuştu bana böyle? İnternet tiryakiliği dedikleri bağımlılığa tutsak mı olmuştum? Hayır, o kadar basit değildi. Ekranın karşısına geçip merhabalaştığımız anda, bedenimdeki tüm hücrelerin kimyasal değerlerinin değişime uğradığını, birbirinden bağımsız çalışan yüreğimin ve beynimin altüst olma noktasında buluşup ben’i ben olmaktan çıkardıklarını en azından kendi kendime itiraf etmeliydim.
Düşünsene … Nerede o aşklar diye hayıflananlara en güzel yanıt, bizim aşkımız. Yüzünü görmeden, sesini duymadan; kokunla, teninin sıcağıyla tanışmadan aşık oldum sana. Bizden nesiller öncesinde yaşanan mektup aşkları gibi. Soyut bir hayalden yola çıkılsa da yürekten yaşanan aşklar. Tenlerimiz değmiyor birbirine, sözcüklerimiz dokunuyor yalnızca…
Karşılaşma anını canlandırıyordum kafamda. Ufak tefek pürüzler yaşayabileceğimizi peşinen kabul ediyorum. Bakışlarımız tanışacak önce. Ürkek merhabalarla birbirini okşayacak seslerimiz. Karşı karşıya oturup, sanaldan gerçeğe taşıyacağız doyumsuz sohbetlerimizi.
Normal şartlarda muhtemelen elime geçmeyecek olan ama her durumda okurken keyif aldığım bir kitap oldu Aşkın Sanal Halleri. Hayata uzak olmayan birkaç hikaye okumak, vakit değerlendirmek isteyenler için kısa ve eğlenceli bir öneri olabilir.
Aşkı sanal ya da gerçek diye ayırmadan sadece aşk olduğu için yaşamanız dileklerimle..
Kitap : Aşkın Sanal Halleri
Yazar : Canan Tan
Yayın : Altın Kitaplar Yayınevi

.gif)

Yazı Sahibi Hakkında
Hayal kurmaya annesinin karnında başlayan,çocukluğunu kokulu defterine yazdığı hikayedeki şarkıcı kız olduğunu düşünerek geçiren ama büyüdüğünde şarkıcı olmak yerine,sözde iktisatçı olan,melankolik,şizofrenik kitapperest.